Harika Bir Detoks Programı: Karaciğer Temizliği

Siz hiç karaciğerde taş olduğunu biliyor muydunuz? Valla ben bilmiyordum. Hani böbrek taşını çok duydum, son zamanlarda da safra kesesi taşı yüzünden ameliyat olan çok tanıdığım oldu ama nedir bu işin matematiği, var mıdır ameliyatsız çözümü, vücut niye yapar bunları hiç bir fikrim yoktu. Taa ki 2 sene öncesine kadar! 

2 sene önce Osho Afroz’da tatil yaparken bir grup insan Karaciğer temizliği çalışmasına katılıyordu. Biz de uzaktan onları seyrediyorduk. Hem bir detoks programı gibi görünüyor, hem içinde meditasyonlar var, duygusal çözülümler ve farkındalık çalışmaları var, hem de hepsi öğlen 14:00’den sonra denizde, tatilinde. Oh nasıl güzel bir tatil öyle 🙂 İşte o gün koyulan niyet, 2 sene sonrasına nasip oldu. Bu sene 1-8 Eylül tarihleri arasında Midilli adasında Osho Afroz’da Karaciğer temizliğindeydik.
Resimden de görüldüğü üzere Karaciğerimizde bir çok taş toplanabiliyor. Hatta safra kesemiz, büyük taşları toplama deposu olarak görev yapıyor. Bu taşlanmaya yanlış veya kötü beslenme, çevre kirliliği, egzos kirliliği, stres, sıkıntı ve ifade edilememiş/ bastırılmış duygular (öfke, kızgınlık, vs..) sebep oluyor. Taşlar doldukça da karaciğerimiz performansını yeteri kadar gösteremez hale geliyor. Karaciğer vücudumuzun filtresidir. Kirlenmiş kanı temizleyip, temiz kanı vücuda pompalama görevi vardır. Peki bu filtre tıkanınca neler oluyor hiç düşündünüz mü? Arabamızın, elektrik süpürgemizin, su arıtma cihazımızın filtrelerine ne kadar da özen gösteriyoruz di mi? Para verdiğimiz ve uzun yıllar problemsiz kullanmak istediğimiz tüm cihazlarımızın varsa filtrelerini düzenli temizliyor, yeniliyor, özen ve ilgi gösteriyoruz. Ama konu kendi vücudumuza gelince… Her ne yapmıyorsak bilmediğimizden yapmıyoruz aslında. Bilmediğimizden batı tıpına gebeyiz. Doktor ameliyat diyorsa başka hiç bir seçeneğimizin olabileceği gündeme dahil getiremeyiz. Ya da durup durup problem çıkana kadar hiç düşünmeyiz organlarımız iyi mi, mutlu mu, sağlıklı mı, bir ihtiyaçları var mı, bizden memnun mu? 🙂

Çalışmaya gitmeden önce yine sağlığım konusunda çok farkındalıklıydım ama hiç bu kadar derin düşünmüyordum açıkçası. Ne zaman ki yüzlerce taş döküldü karaciğerimden, işte o an bi durdum kaldım: biz ne yapıyoruz kendimize? Ne yapıyoruz bedenimize, sağlığımıza, organlarımıza, hücrelerimize?

Çalışmamızın 3 hocası vardı. Hoca demeyelim de, her biri kendi alanında uzman destekleyicisi ve uygulatıcısı. Biri doktor, meksikalı. Geçen sene hatta yine kendisinden ‘bilinçli tıp’ (conscious medicine) eğitimi almıştım. İstanbula gelmişti. 2 günlük hayat değiştiren bir eğitimdi. Bedenimizi, organlarımızı ve neden hasta olduğumuzu her bir organ için teker teker anlatan, olayın matematiğini çözen bir eğitimdi. Onun ileri seviyelerine de gitmeyi düşünüyorum. Bu sene yine gelecek gitmenizi çok tavsiye ederim. Diğeri Gulistan, yunanlı. Aynı zamanda Nirdosh’un eşi. Dünyanın en tatlı kadınlarından biri. Beslenme konusunda uzman. Vegan yemekler konusunda ödüllü şef 🙂 Ve 0-10 yaş primal yani çocukluk koşullanmaları temizliği ile ilgileniyor. Üçüncüsü ise Adhiraj. Chigong ustası diyebiliriz. Zaten bedenini gördüğünüzde ne kadar yumuşak ama bir o kadar da heybetli olduğundan anlıyorsunuz. Dimond Breath nefes çalışmalarının öncülerinden. Hatta sanıyorum şu an organizasyonun başında. Bedeni o kadar iyi anlıyor ve görüyor ki, size bakıp geçmiş tüm duygusal kalıplarınızı, inanç kalıplarınızı ve bunlardan dolayı oluşan ağrılarınızın nerelerde olabileceğini çok iyi görüyor. Ama siz sormadığınız sürece paylaşmıyor. Osho hocalarında en çok sevdiğim şey. Çeşitli uygulamalar ile sana alan açıyorlar ve senin görmene ya da fark etmene izin veriyorlar. Öyle bilir kişi edalarıyla hiç bir analize girmiyorlar. Eğer sen bir şey fark ettiysen ve paylaşmak istersen sana yardımcı oluyorlar.

Bana göre çalışmanın 4 boyutu vardı:

  1. Detoks: 8 gün boyunca bize özel yemekler hazırlandı. Yağsız, süt ürünlerinden ve şekerden uzak, bol yeşillikli ve vitaminli. Her sabah güne bir kaç bardak juice içerek başladık. Ve ardından çok hafif kahvaltı. Sadece meyve, badem, ceviz ve porridge (yulaf lapası) vardı.  Öğlen ve akşamları da yine sebzelerden oluşan hafif bir yemek ve salata yedik. Çay, kahve, un, şeker, alkol gibi ürünlerden bir süre uzak durduk. Bitki çayı içtik ama siyah çay içmedik. Buradaki amaç bağırsakları dinlendirmekti. Onları fazla zorlamadan, ama bir öğünde alınması gereken vitamin, enzim, protein ve mineralleri alarak az ve öz yedik. Bol bol su içtik. Her 23 kilo için 1 litre hesabına göre (46’yı i kilo geçseniz artık 3 litreye tamamlanıyor) su ve her gün min 1 litre elma suyu içtik. Elma suyunun içinde malik asit var ve bu da taşların yumuşamasına yardımcı oluyor. Benim için biraz zordu ama sanıyorum elma suyu sevmeyenler için veya elmaya intoleransı olanlar için başka çözümler de var. Doğru beslenmeyle ilgili çok şey öğrendik. Hangi meyveleri hangi meyveler ile yiyebilirizden tutun da hangi saatler arasında neler yenmeli, sağlıklı bir öğün için nelere dikkat edilmeli, asit/alkali dengesi, pişirme teknikleri gibi bir çok konuyla ilgili teknik bilgi aldık. Benim gibi sağlıklı beslenme konusunda hassas biri için tam bir nutella kıvamındaydı. Öğrenmekten en haz aldığım konulardan biri 🙂
  2. Bedensel Gevşeme ve Duyguların Dışa Vurumu: Çalışmanın en önemli kısımlarından biri buydu. Bastırılmış her duygu bedensel gerginlikler yaratıyor. Ve duygularımızı o kadar çok bastırıyoruz ki! Öfkeyi bastıyoruz, kızgınlığı bastırıyoruz, kıskançlığı bastırıyoruz, korkuyu bastırıyoruz, üzüntüyü bastıyoruz. Çünkü bize bu duygular kötü olarak öğretildi. Eğer öfkeni gösterirsen sevilmezsin dendi. Biz de zamanla herşeyi bastırmaya başladık. Kendimizi dar aralıklara sıkıştırdık. Üzülmemek için daha az sevmeye, öfkelenmemek için daha sınırların içinde yaşamaya, korkmamak için daha sıradan olmaya başladık. Bu duyguları ifade edemediğimiz için de bedenimiz, organlarımız zarar görmeye başladı. Karaciğer bastırılmış bu duyguların da deposu aslında. O yüzden de çok güzel planlanmış çalışmalarla bu duyguları dışa vurmaya çalıştık. Kimi zaman kahkahalarla, kimi zaman gözyaşlarıyla, danslarla, fiziksel bazı hareketlerle umduğumuzdan daha derin yerlere gittik. Chigong öğrendik. Bedenimizi gevşettik, duruşumuzu düzelttik. Bir de tabi günlük meditasyonlar. Osho kampında kaldığımız için sabahları dinamik meditasyon, akşamları da whiterope bize çok güzel alan açtı.
  3. Colonic: yani bizim bildiğimiz tanımıyla lağman. Evet çalışmanın içinde en az 2 kere, kişinin ihtiyacına göre colonic seansları oldu. Böylece bağırsaklarımızı tertemiz hale getirdik ki taşlar için yol açtık 🙂 En çok korktuğum kısımdı ama inanılmaz keyifliymiş. Ya da bize hazırladıkları düzen belki de çok basit ve kolay olduğu için öyle geldi. İşin en enteresan tarafı colonic yaptıktan sonra yediklerimize nasıl da özen gösteriyoruz inanamazsınız. Nasıl bir psikolojiyse, bağırsaklarının temiz olması bundan sonra içine ne koyacağına acayip dikkat etmene sebep oluyor 🙂 Komik ama öyle. Hani odan kirliyse hiç önemsemediğin, ama temizledikten sonra en ufak toza bile tahammül edemediğin gibi, bağırsakların boş ve temiz olması duygusu da bize ne yiyeceğimizi teker teker seçtirdi :)) Vay arkadaş baya bilinçliymişiz de aslında, iş işten geçti diye ciddiye almıyormuşuz galiba.
  4. Karaciğer Taşlarının Dökülmesi: Tüm bu süreçlerden sonra 6.gün doğal yöntemler ve doğal malzemeler ile hazırlanmış (epsam tuzu, yağ, greyfurt, vs) karışımları belli saatlerde içtik. Bu karışımların bazıları damarları genişletti, bazıları da karaciğerin ve safra kesesinin taşlarını dışarıya (bağırsak yoluna) atmasına vesile oldu. Gece yattığımızda içimizden çıkan sesler çok eğlenceliydi. Resmen içeride olan bütün hareketi duyduk diyebiliriz. Küçük küçük masajlarla sürecimize destek verdik. Ve sonrası zaten bütün gün boyunca taşların tuvalete dökülmesi :)) Benden yüzlerce küçük küçük taş çıktığını söylemiştim yukarıda. Bazı arkadaşlarımızdan kocaman taşlar da çıktı. Bu bir hafta boyunca öyle yumuşamışlardı ki hiç acı hissetmedik. Kampta herkesin gözü üzerimizdeyken tuvalete koşa koşa gitmek, ve çıktığında herkesin sana sonucunu sorması çok eğlenceliydi 🙂 Düşünsenize hayatınız boyunca açık tuvaletlerde tuvaletinizi yapıyor olmaktan utanmış olabilirsiniz, tuvalete gittiğinizi bile hiç çaktırmamış olabilirsiniz 🙂 Çünkü öyle öğretildi. Ve şimdi herkese tuvaletinizi anlatıyorsunuz :)))) İşte bir koşullanma daha serbest oldu.

Sonuç olarak hayatımda hiç unutmayacağım haftalardan biriydi diyebilirim. Çalışma her gün 10:00-14:00 arasında olduğu için geri kalan zamanda denize girmek, arkadaşlarla sohbet etmek için de bir sürü zamanımız oldu. Hem tatilimizi yaptık hem de sağlığımız için çok büyük bir adım attık. İnsanın kendi sağlığı için bir adım atması insanı çok mutlu ve iyi hissettiriyor. Hani böyle tertemiz ve sıfırlanmış gibi hissediyorsun. Bu arada çok derin duygusal anlar da yaşadık. Derinliği ve hüznü hala devam ediyor. Kolay değil, bir çok tıkalı enerji açığa çıktı. Amerikalı, Finlandiyalı, Çek çok tatlı arkadaşlarımız oldu. Belli periyotlarda tekrar gitmeyi düşüneceğim bir çalışma oldu.

Teorik olarak karaciğer temizlemenin ne gibi avantajları var derseniz:

  1. Enerji seviyesini arttıyor
  2. Kişilerin ideal kilolarına ulaşmasına yardımcı oluyor
  3. Kas esnekliğini arttırıyor
  4. Cildi güzelleştiriyor
  5. Saç kaybını durduruyor
  6. Alerjileri azaltıyor/ yok ediyor
  7. Depresyon ve öfke ataklarını azaltıyor
  8. Daha eğlenceli ve hafif bir hayat tarzına sahip olmanıza yardımcı oluyor
  9. ve tabi ki sağlığınıza bütünsel anlamda iyi geliyor.

Eğer bu çalışmayı yapan kişilerin diğer çalışmalarını takip etmek isterseniz www.pathofmeditation.com web sitelerinden takip edebilirsiniz. Osho Afroz’daki diğer çalışmaları ise www.ohshoafroz.com ‘dan takip edebilirsiniz. Siz de benim gibi sağlığına düşkün, alternatif tatil arayışlarındaysanız Afroz’u tavsiye ederim. Benim için 4 yıldır yuva ve gelişim merkezi oldu. Kendimi gerçekten oranın köylüsü gibi hissediyorum. Belki de öyleyimdir 😉

Elini korkak alıştırma 🙂 Paylaştıkça çoğalırsın :)))
RSS
Follow by Email
Facebook
Google+
http://www.ozgeozek.com/2017/09/12/harika-bir-detoks-programi-karaciger-temizligi/
SHARE
YouTube
LinkedIn
Instagram