2016’da Okuduğum En iyi 5 Kitap

Aralık ayı geldi mi herkesi alır bir heyecan 🙂 listeler havalarda uçuşur. Sıkı durun geliyor 2016’nın en iyileri!… 🙂

Önemli bir ay bu Aralık ayı. Düşünsenize 12 ayın sonuna geliyoruz, koca bir yıl geçmiş. Ne hayallerle, büyük umutlarla, kendimize verdiğimiz sözlerle, iyi dileklerle, herşeyden önemlisi yeni umutlarla başladığımız bir yıl bitmek üzere. O yüzden geri dönüp bir bakma ihtiyacı sarıyor zihinleri. Sahi nasıl geçti sizin 2016? Tuttu mu dilekler? Gerçekleşti mi kendinize verdiğiniz sözler?

Benim için gayet güzel bir seneydi. Sanki her sene daha da güzelleşiyor gibi. Tabi ülkede ve dünyada olan krizleri, kutuplaşmaları, kavgaları, savaşları ve bombaları saymazsak en iyi yılımdı diyebilirim. Daha bi olgun, daha bi kadın, daha bir sakin, dingin ve mutlu hissediyorum kendimi. Yapabildiklerimin hazzında, yapamadıklarımın ise kabulünde güzel gezdiğim, bir çok proje başlattığım (ama bir çoğunun sonunu getiremediğim), bazı yeteneklerimi geliştirdiğim, bol bol meditasyon yaptığım, dans ettiğim, yunuslarla yüzdüğüm, ihtiyacı olanlara gönüllü hizmet verdiğim, yazıp çizdiğim, bol bol okuduğum hoş bir seneydi. Herbiri ile ilgili ayrı listeler yapılabilir ama ben yine olaya kitaplarla başlamak istedim. İşte 2016’da okuduğum ve hayatıma renk, değer, farkındalık ve mutluluk katan ilk 5 kitap ♥

1. Aeden – Bir Dünya Hikayesi

Aeden, Akilah Azra Kohen

2016’nin en sonunda denk gelen, en çarpıcı kitaplardan biri olan Aeden, bir Akilah Azra Kohen kitabı.

”Geri dönmüyorlardı!
Artık niye Dünya’da olduklarını biliyorlardı.
Yaşam enerjisinin bu şekilde yağmalanmasına izin vermeyeceklerdi, ne pahasına olursa olsun ona sahip çıkacaklardı.
Evrende hata yoktu, tesadüf yoktu!
Nihayet anlamışlardı.
İnsan doğulmaz, insan olunurdu.
Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara… ” şeklinde tanıtım bülteni olan kitabı okurken nasıl heyecanlandığımı, nasıl hayretlere düştüğümü, nasıl içinde kaybolmak istediğimi anlatamam. 2010 yılından beri kendini gelişime, değişime, insan olmaya adamış ben, biri bana deseydi ki bu zamana kadar öğrendiğin (metafizik, astroloji, beslenme, enerji, vs..) bütün bilgilerin (ve fazlasının) bir roman içinde olduğunu, herkesin anlayabileceği ve görselleştirebileceği şekilde anlatıldığını, gerçekleri apaçık ortaya koyduğunu ama bir yandan da umut ve harekete geçme içgüdüsü verdiğini, okumaya doyamayacağını, her bir cümlenin altını çizeceğini bu kadarını hayal edemezdim. Gerçekten edemezdim. Hani tüm bunların gerçek olduğuna mı, yoksa yazarının Akilah Azra gibi hoş (ve bence kesin uzaylı, numerolojik olarak da dünyaya vermek üzere gelmiş duble uzaylı♥ ) bir kadın olduğuna mı sevineyim bilemedim. Gerçekten bir baş yapıt olmuş. Yıllar önce Ayn Rand Atlas Vazgeçti bana neler hissettirdiyse (bazen hala son kitabını alıp okurum tekrar tekrar), bu kitapta da aynen bu duyguları hissettim.  Fi, Pi, Çi’yi okuyamamıştım ama 2017’de fırsat buldukça onları da okuyacağım. Çok ama çok tavsiye ederim. Özellikle de benim gibi siz de ‘biz henüz insan değiliz, insanlık stajındayız ve olup olamayacağımız bize bağlı’ diyorsanız aynı görüşü çok güzel ifade eden bu yazarı mutlaka okuyun.

2. Havva’nın Üç Kızı

Havva’nın Üç Kızı, Elif Şafak

Elif Şafak benim en sevdiğim yazarlardan biri. Daha bugüne kadar bir kitabını da okuyup etkilenmediğim, kafamda deli sorularla baş başa kalmadığım, bir hikaye anca bu kadar sade ve etkili anlatılabilirdi, helal olsun demediğim hiç olmadı. Kitaplarında genellikle konu içinde çok sağlam konular, konularla ilgili taraflar ve o her tarafın bakışını, duygusunu, yaşanmışlıklarını, düşüncelerini anlatan, konuşan karakterler olur. Her bir karakter kendi tarafını o kadar güzel ve nötr ifade eder ki, olayın sonunda bir okuyucu olarak aslında her tarafın kendi çapında haklı olduğunu ve aslında ayrılık diye bir şeyin olmadığı noktasına gelirsiniz. Her zaman demişimdir, insanlar önyargısız biraz Elif Şafak okusalar birleşmek ne kolay olacak diye. Evet benim için çok birleştiren bir yazar Elif Şafak. Tabi eğer olaya tarafsız yaklaşabiliyorsanız 🙂

Havva’nın 3 Kızında da konu bomba: Kitabın kendi tanıtımıyla; İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk…
”Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?
Şirin, Mona ve Peri… Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?
Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı bir aşk… yarım kalan… seneler sonra yeniden canlanan…”

3. Tanrılar Okulu

Tanrılar Okulu, Stefano D’Anna

2009 yılında almışım kitabı. Baya da okumuştum. Ama sonra devamı gelmemişti. Üzerinde sonra yıllarca yazıldı, çizildi, konuşuldu ama ben hiç anlayamadım ne olduğunu. Meğersem o zamanlar daha zamanı değilmiş benim için. Anlamıştım bazı şeyleri ama aradan 7 yıl geçtikten sonra, bugün ki farkındalık ve bilgi seviyem ile tekrar okumaya niyetlendiğimde okuduklarıma inanamadım. Meğer herşey bu kitapta yazıyormuş ve ben 7 yıldır baş ucumda tutup, daha çetrefilli yollarla aynı bilgileri elde etmeye çalışıyormuşum. Yazın kitabı tutkuyla okurken bir kez daha anladım ki siz hazır olmayınca bazı bilgiler gözünüzün önünde de olsa siz göremiyorsunuz, alamıyorsunuz, olmuyor işte.

Tekrar okumaya niyetlendiğim için çok mutluyum. Gerçekten gönül rahatlığı ile hayatın şifresi yazıyor içinde diyebilirim. Okumadıysanız, ya da benim gibi bir şekilde başlayıp da yarım bıraktıysanız, tekrar denemenizi tavsiye ederim. Hatta okuduysanız bile tekrar okuyun. Unutmayın her an gelişiyoruz ve her okuduğumuzda gözümüzün perdesine başka bir gerçeklik daha takılacaktır. Hani bazı kitaplar sihirlidir ya, siz büyüdükçe o da büyür; işte böyle bir kitap bence Tanrılar Okulu. Bu arada elinizdeki kitabın sürümüne dikkat edin. 2016 yılında tüm çeviri tekrar edit edildi, düzeltildi, hatta 50 sayfa eklendi. Benden söylemesi 🙂

4. Semerkant

Semerkant, Amin Maalouf

Ve Ömer Hayyam’ın hayatı ♥ Rubaileri, baş kaldırıları, umursamazlıkları, Cihan ile aşkları, Hassan Sabah ile iletişimleri. Ömer Hayyam’ı merak eden, seven, daha iyi anlamak ve tanımak isteyen herkese tavsiyemdir Semerkant. O günlerin içine, o duygulara o kadar güzel alıyor ki Amin Maalouf sizi, bitsin istemiyorsunuz. Ömer Hayyam’ın şaraba olan düşkünlüğünü ve rubailerini bilirdim ama bilimle, evrenle, matematikle, astroloji ile bu kadar ilgili olduğunu utanarak söylüyorum bilmiyordum. Tabi bilmemek değil öğrenmemek ayıp 🙂 Bu kitapla çok güzel bir başlangıç oldu ve sonrasında baya baya Ömer Hayyam’ı araştırdım, okudum. Hem tarihte o günlere gitmek isteyen, hem de Ömer Hayyam’ın içinden geçmek isteyen herkese tavsiye ederim.

Kitabın kendi tanıtım yazısıyla: “Titanic’te Rubaiyat! Doğu’nun çiçeği Batı’nın çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!” Amin Maalouf, “Afrikalı Leo”dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu’ya, İran’a bakıyor. Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının çevresinde dönen içiçe iki öykü… 1072 yılında, Hayyam’ın Semerkant’ında başlayan ve 1912’de Atlantik’te bit(mey)en bir serüven… Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran’ın tarihinin de okunuşunun öyküsü / tarihi…

 

5. Zemberekkuşu’nun Güncesi

Zemberekkuşu’nun Güncesi, Haruki Murakami

Japon edebiyatının aykırı çocuğu olarak adlandırılan Haruki Murakami’yi hiç okumamıştım. Baya bir tutkunu olduğunu bildiğim için de bu yaz arabayla uzun bir seyahatim olduğu sırada yoldan aldım kitabı. Hayatta en sevdiğim şey, uzun araba yolculuklarında (tabi ki sağ koltukta oturuyorsam) saatlerce kitap okumak. Hele de sürükleyiciyse ve fonda da Radiohead çalışıyorsa tadından yenmez ♥

Zemberekkuşu’nun Güncesi de baya sürükleyici bir hayalgücü sundu bana. Hoşuma gitti Murakami’nin yazı ve anlatım şekli. Bu tarz hayalgücü yüksel olan kitaplar beyninizde öyle kasları çalıştıyor ki kitap bitse bile sizin hayalgücünüz ooo baya aşıyor kendini 🙂

Kitabın kendi tanıtımıyla: ”Toru’nun başına gelen olağandışı olaylar MURAKAMİ’nin hayalgücünün genişliğini bize bir kez daha gösteriyor. Gerçek ile olağanüstü arasında gidip gelen bu romanın, yazarın dünyasını okuyucuya cömertçe ve hiçbir sınır tanımadan sunduğu kesin. Üstelik cesur bir girişim bu. Yani Zemberekkuşu’nun Güncesi’nde MURAKAMİ’nin yetkin ve cesur kalemiyle bir kez daha buluşacaksınız.”

 

 

 


Başlıkta 5 kitap dedim ama yazmadan da geçemeyeceğim galiba. Sanki haksızlık edecekmişim gibi geliyor. Ay onu mu ekleyim listeye yoksa bunu mu derken amannnn blog benim istediğim kadar eklerim dedim :))) Aşağıda söylemeden geçmeye kıyamayacağım 3 kitap daha var ♥

Gerçek Hesap Bu, Nejat İşler
Aborijinler, Taştan Yılmaz
Kadın, OSHO

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Pasaj Cook&Book, Moda

Bu arada kitaplarla aranız iyiyse ve kendinize sıcacık bir mekan arıyorsanız; yani hem kitap karıştırayım hem sağlıklı yemekler yiyeyim hem de iki laf sohbet ederim en kalitesinden diyorsanız, Kadıköy Moda’da Pasaj Cook & Book’u ziyaret etmeden geçmeyin. Ben de genelde ordayım. Ne hoş bir an olur ♥

Elini korkak alıştırma 🙂 Paylaştıkça çoğalırsın :)))
RSS
Follow by Email
Facebook
Google+
http://www.ozgeozek.com/2016/12/26/2016da-okudugum-en-iyi-5-kitap/
SHARE
YouTube
LinkedIn
Instagram

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *